Gelişen İnsan mı ?…
Merhaba meraklı dostlar,
Günümüzde farklı coğrafyalardan ve farklı kültürlerden insanları sadece canlı bir varlık olarak karşılaştırıdığımızda neredeyse tamamı ölçebildiğimiz kadarıyla aynı. Mesela işitme, görme, tad alma, dokunma eşiklerimiz aynı ya da çok yakın. Bu duyu organlarımız haricinde daha birçok reseptörümüzün olma ihtimalini de unutmayalım. İnsan bedeni çoğunlukla çevre koşullarına bağlı olarak değişimler gösterip fiziksel olduğu kadar duyusal ve duygusal olarak da ufak tefek farklar oluşturmaktadır. Bu farklar insanlığın devamı için çok değerli çeşitliliği sağlamaktadır. Buna rağmen insan denilen canlı yine de aynı temel özelliklerini koruyarak yaşamını devam ettirmeye çalışmaktadır.
Türkiye’ de yeni doğmuş ikizlerin birini Grönland’da diğerini Avustralya’da bir aileye versek ve hayatlarını burada devam etme şansı tanısak. Ne olur. Buna benzer deneyler yapılmış, her iki ikizin de bütün gelişimleri izlenmiş. Sonuç ; çevre ve şartlar, imkanlar kişiyi neredeyse bambaşka insanlara dönüştürüyor. Davranışları dünyaya bakışları tamamen bulundukları şartlara göre yapılanılıyor. Çevre etkisi %90, kalıtımsal özellikler (genler) %10 diyebiliriz. Bu oranlar herzaman geçerli olmayabilir, istisnalar mutlaka olacaktır. Ancak insanı insan yapan o temel yapı (DNA) çevre şartlarına rağmen çok yavaş işlemektedir. Doğanın da bizlerin henüz yeteri kadar idrak edemediği hesapları olduğu kesin 🙂 Doğa böyle işlerken biz insan oğlu da doğanın işleyişine sırt çevirmiş muazzam hızda birşeyler yapma peşindeyiz. Bu davranış modeli de doğayı ve canlılığı yeteri kadar anlayamamış olmamızdan ve kendimizi hakim güç görmekten başka birşey değil…
İnsan şimdiye kadarki gelişimini organik yapısından ziyade bilgi birikimini depolayabilme ve analiz edebilme becerisine kavuşma olarak yapmış görünüyor.
Yazıyı kullanıp hayallerini, hikayelerini, fikirlerini ve bilgiyi kaydederek başkalarına aktarmak hatta gelecek nesillere devretmek en büyük gelişimi olmuştur. Biriken kayıtlar dijital ortama aktarılmaya başladığından bu yana da her an büyümeye devam ediyor. Devasa verinin kontrol edilebilir hale gelmesi insanoğlunun en büyük gelişmelerinden birinin başlangıcı olmuştur …
İnsan ?.0
Organik insan masraflı bir hal almaya başladı. Ekonomik olarak masraf haricinde evrimsel olarak da oldukça masraflı. Yetişkin ve eğitimli insan olmak için eğitim hayatı süresi yeterli gelmemektedir. Çok fazla bilinmesi gereken şey var.
Şöyle bir hesap yapalım; doğumu için 9 ay, okul çağına kadar geçen süre 5-7 yıl, okul hayatı için 12 yıl (meslek seçimi hariç), 4-15 yıl arası da mesleki eğitim. Şimdi ortalama bir bireyin mevcut dünya hayatına katkı sağlayabilir hale gelmesi için gereken ortalama süre 20 yıl . Daha tam donanımlı da değil, hala öğrenmesi gereken uzmanlaşması gereken yıllar var. Bunlarla beraber 30 yıl diyelim.
Ortalama her birey için bu süreçler işlerken mevcut bilgiye hala ilaveler oluyor. Yani eğitim süresinin daha da uzaması gerekiyor. İnsan ömrü ise aynı oranda artmıyor. Tam işe yarar hale geliyoruz tecrübelerimiz bilgimiz olgunlaşıyor bedenimiz bize (doğal ihtiyaçlarımıza, arzularımıza, isteklerimize…) ayak uyduramıyor. Çok az bir süre faydalı olabiliyoruz. Artık fayda yerine yük olamaya başlıyoruz. Yük olmak derken kendimize olan yükten bahsediyorum. Koşan beden artık yürümekte bile zahmet çeker hale geliyor. Daha bir sürü gerileyen fonksiyon …
Bütün bunların yanında elde etmeye çalıştığımız bilgi ise hali hazırda artık kullanılmayı bekler halde duruyor. Herhangi birşeyi ezberlemek hafızada tutmak çok da anlamlı değil. Böyle söylemek çok doğru gelmese de eğitim hayatımızın bize dayattığı modele göre böyle düşünüyorum. Ancak bilgiyi bilmekten ziyade onunla ne yapmak istediğimizin daha önemli olduğu bir çağa geldik.
Bilgi hazır, biz ne yapmak istiyoruz. İnsanın yeni versiyonunun cevap vermesi gereken soru bu …
Bu soru aslında herzaman ana soruydu ama insan kendisine ve çevresine bilmenin çok önemli olduğunu pompalarken bildikten sonra ne yapması gerektiğinin cevabını aramayı her zaman es geçmiştir. Buna cevabımız varsa gerçek insanı da anlama şansımız olacaktır.
teşekkür ederim,
devam edecek…
İlk yayın: https://pointpointblog.wordpress.com/2023/08/02/gelisen-insan-mi/