Tüm yazılar everything is in one place
Yazılım

Programcılık maceralarım

G i r i ş

Programlama ile tanışmam Fortran ve delikli kartlarda program yazarak olmuştu. Bir kere uygulama fırsatı buldum, kalanı kitaptan teorik olarak devam etmişti. Birşeyler öğrendim ama o zamanlar benim baş edebileceğim bir dil değildi. Uygulama yapmadan programcılığı ilerletmemin mümkünü yoktu.

Yedikule_İstanbul

Yedikule / istanbul – 2016

1.Bölüm

Bakırköy’e yeni taşınmıştık. Evimizin yakınında Commodore  ve Atari bilgisayar mağazası vardı. Okula giderken ve dönerken vitrinden içeriye bakıp bunlardan birisini muhakkak almalıyım diye düşünüyordum. Düşünüyordum da nasıl, para nerde.

Crack

uzak bir yer – 2016

2.Bölüm

Bir gün dükkan sahibinin dikkatinden kaçmamış beni işaret edip içeriye çağırdı. ” Neden hergün dışarıdan bakıp ta içeriye girmiyorsun “. İyi de o zamanlar şimdiki gibi her yere girip çıkmak kolay değil. Utangaçlık bir yandan, konu da merak edip ama çokta bilemediğim bir konu. İçeri giripte ne diyeceğim ki…

Meğer mağaza daha yeni açılmış, reklam yapmak için afiş gibi birşeyler yaptırmak istiyor. Ben de M.Ü. Güzel Sanatlar sınavlarına yeni girmiştim.Bahsi geçince hemen “sen afişleri hazırlarmısın” deyip, yandaki kırtasiyeden 20 adet beyaz karton birer tane kırmızı ve mavi keçeli kalem alıp elime tutuşturdu. “Yarına hazır olur değil mi”. Eee tabi hazırlarım deyip heyecanla evin yolunu tuttum.

Sabah okula giderken afişleri de yanıma alıp hemen mağazaya uğradım.” Ooo çok güzel olmuşlar eline sağlık, buraya istediğin zaman uğrayabilirsin” dedi. İşte benim bilgisayar maceram başlamış oldu. Artık okuldan çıkışta neredeyse hergün uğruyordum. Bilgisayarın ne olduğunu burada anladım. Program ne demek, işletim sistemi ne demek burada öğrendim. Başlamam gereken programın da Basic olduğunu anladım. Mağaza sahibinin desteğiyle çok şey öğrendim ve denemeler yapma fırsatı buldum.

basit

Bornova / İzmir – 2016

3.Bölüm

Babam yeni taşındığımız apartmanda yönetici olmuştu. Apartmandan bir komşumuz gelmiş ve aidatlarla ilgili birşeyler konuşuyorlardı. İster istemez kulak misafiri oldum. Yöneticiliği yapmak istemese de yönetici olma sırası bizim daireye geldiği için bu işi yapması gerekiyormuş. Önünde koca bir defter, aidatları kim verdi kim vermedi ne zaman verdi kaç lira verdi kayıtları tutuluyormuş. Konuşmalar devam ederken…

Aklımda bunun bilgisayarla basitçe yapılabilecek bir şey olduğu ve takibinin de çok rahat yapılabileceği program satırları belirmeye başladı. Gerçi henüz bazı komutları iyi bilmiyordum ama yine de yapılabileceğini düşündüm.

Fikir

Karadeniz semaları – 2016

4.Bölüm

Babamı bir bilgisayar alabilmek için, apartman yöneticiliğini bilgisayarda daha rahat takib edilebileceğini izah eden uzun bir konuşma yapmam gerekti. Kendisi de çok meraklıydı söylediklerime hak veriyor ancak temkinli yaklaşıyordu. Haklı tabii ki o tarihlerde bilgisayar denen o aleti alıp eve koymak daha kimselerde görülmemiş bir şey. Ne yapılır ki bununla? Küçük bir muhasebe işi. Peki başka. Çizim de yapılır, müzik te yapılır oyun da oynanır. İyi ama hiç örneğini görmemiş ki babam. İkna etmek için, benim gittiğim bilgisayar mağazasına götürüp gezdirdim, heyecanla neler yapabildiğimi anlattım. Sağolsun mağaza sahibi de beni bir güzel övüp ” Bu çocukta iş var efendim” deyince babam da tamam deyip Atari 800 XL bilgisayarımızı aldı.

ucuyorum

Uzakta bir müze – 2016

5.Bölüm

Mahalleden bir arkadaşım da Atari 800 XL almıştı. Sürekli bilgisayarlar hakkında konuşup aklımıza gelen programları yazmaya çalışıyorduk. Arkadaşım daha çok bulmaca tarzı programlara meraklıydı. Ben de bu linktekine benzer mercekler ve aynalar konulu hesap ve grafik çizebilen programlar yapıyordum. Daha çok da müzik ve grafik programları yapmaya hevesliydim. Biraz usta olduğumuzda aynı programı daha az satırla kim yazacak diye yarışlar bile yaptık…

Azim

Bağlarbaşı / İstanbul – 2016

6.Bölüm

Dört beş yıl sonra arkadaşım ve ben Amiga 500 bilgisayarına terfi ettik. Acemiliğimizi attığımız Atari bilgisayarlardan sonra bu müthiş bir sıçrayış oldu. Amiga’nın ses ve grafik özellikleri çok iyiydi , hız da fark atıyordu. O tarihlerde PC siyah veya yeşil ekranda DOS sistemini kullanırken biz Workbench işletim sistemiyle renkli ekran ve mouse kullanıyorduk. Yine çizim ve müzik programları yapmaya çalışırken, Amiga için yapılmış özel çizim ve müzik programlarını da kullanmaya başladım. Artık daha uygulamaya yönelik çalışıyordum. Hatta bir bilgisayar kulübünün açtığı, birinciliğe layık bulunamayan Animasyon yarışmasının ikincisi olmuştum 🙂

Keşke o çalışma dosyalarımı saklayabilseydim…

başarı

Uzakta bir müze – 2016

7.Bölüm

1989 yılında özel bir içmimarlık firmasında çalışmaya başladım. Projeler rapido ve kurşun kalemle elde çiziliyordu. Evde bazı projeleri Amiga bilgisayarımda 2D veya 3D çalışıyordum. Bunu keyif aldığım için yapıyordum. Hatta yaptıklarımı kağıda aktarabilmek için nokta vuruşlu Star LC200 renkli bir printer aldım. Artık tual üzerine yağlıboya yada kağıt üzerine kalemle resim yapmıyordum. Kalemin yerini mouse, boyanın yerini renkli pixeller (4096 renk) tualin yerini ise ekran almıştı.

Bir gün ofiste masa tasarlamam gerekiyordu. Güzel bir tasarım yaptım paslanmaz çelik ve cam tablalı. Teknik çizimlerini yaptım. Herşeyi ile imalata hazır.

Akşam evde hemen imagine 3D programıyla çizimini yapıp kaliteli bir kağıda bastım. Ertesi gün ofiste olay oldu. Başta ofis arkadaşlarım olmak üzere nasıl ve nerede yaptığımı anlattım. Patronumuz gelip te “ne yapıyorsunuz orada, neden toplandınız” deyince durumu benim yerime arkadaşlar anlatmaya başladı. O gün ofisin proje işlerinin kaderi değişiverdi.

konut projesi

Konut Projesi – Beşiktaş / İstanbul – 2016

8.Bölüm

Daha sonraki iki yıl içerisinde birçok defa benden kimse istemese de ofisin bazı işlerini evde 2D veya 3D olarak çiziyordum. Bu durum patronların ve müşterilerin beklentileri haline gelmişti.

Bir gün odalarına çağırıp “artık ofise de bilgisayar almayı düşünüyoruz” dediler. Ancak bunları ofis arkadaşlarımın nasıl kullanacağını ve benim onlara önderlik edip yardımcı olup olamayacağımı sordular. Ooo ben havalara uçtum. Ofise bilgisayar alınacak yaşasın. Hem de arkadaşlarım da bilgisayar kullanıp çizim yapacaklar. Ne mutlu bana…

İyi ama ben PC hiç kullanmadım ki. Ne DOS biliyorum ne programları hakkında birşey. Durumu anlatıp, patronlarımdan bana biraz vakit tanırlarsa bu işi kıvırabileceğimi anlattım. Sağ olsunlar güvendiler…

Bilgiye o zamanlar şimdiki gibi bir tuşla ulaşılamıyor. Hatta ilgili tuşu bile olmayan bir zamandan bahsediyorum.

Ofise iki HP bilgisayar geldi. Bilgisayarları satan mağaza da mimarlık ofisinin yapısına uygun programları yüklemiş. İşlem tamam…Tamam da nasıl.

Toplaştık PC nin başına herkes bana hadi aç bakalım neler yapılıyor bununla demeye başladı. Gerçekten ben de tam olarak ne yapabildiğini ve kapasitesinin ne olduğunu bilmiyordum. Ama konunun kıdemlisi olarak açma düğmesine basmak bana nasib oldu.

dolap

Salon dolabı – 1989

9.Bölüm

PC siyah ekran ve yanıp sönen cursor denen imleç. Program başlatmak bile mesele. Hiç alışık olmadığım ve henüz bilmediğim, ezberden yazarak birşeyler yapabildiğim bir alem…

Adını Atari 800XL kullanırken duyduğum ama ilk defa gördüğüm Autocad denilen programla nihayet tanıştım. Birşeyler çizmeye başladım. Öğrendiklerimi hemen ofis arkadaşlarıma da dilim döndüğünce anlatıyordum…

Meğer bilgisayarımızda 3dstudio diye bir program daha yüklemişler. Hemen heyecanla programı çalıştırıp birşeyler yapmaya çalıştım ama hiç te beklediğim gibi kolay bir program değildi. Üç hafta kadar programla sabah akşam boğuştum. Programı tanıdıkça PC de tam aradığım program olduğunu anladım. Amiga’daki imagine 3D programından daha verimli olabilecek bir programdı.

Gündüz iş yerinde PC 3dstudio, akşam evde Amiga İmagine sürekli testler yapıp birbirlerine olan üstünlüklerini test ediyordum. Sonunda bir tane de eve HP 486 dx2-50 PC aldım. Beni en çok şaşırtan 120 MB lık harddisk kapasitesi olmuştu. Nasıl bir kapasite bu. Ne yaparım bu kadar çok, ne çizebilirim ki. Her halde ömrümün sonuna kadar bu bilgisayar bana yeter diyordum…

kipi saçak

Kirpi saçak – Üsküdar / İstanbul- 2016

10.Bölüm

Programcılık maceram PC ye geçikten sonra da devam etti. QBasic ile tanıştım ve PC nin o karanlık yüzünün arkasında neler olduğunu yavaş yavaş anlamaya başladım. Amiga dünyasında Basic ile yaptıklarımın hemen hemen hepsini QBasic ile PC de yapmaya başladım. Programcılık sevdam hala devam ediyor ama daha güncel programlarla…

commodore-64-Atari_drive

Kaset kayıt-okuyucu C64 ve 5 çeyrek disk drive Atari…

11.Bölüm
  • Processing – Zamanımızın bana göre en kolay uygulanan programı şimdilik bu 🙂 Şahsi fikrim, ileriki yıllarda da çok daha popüler ve aranılan bir dil olacak…
  • MIT App Inventor – Cep telefonları için aplikasyon yazabileceğiniz basit ama güçlü bir program
  • Arduino IDE – Arduino elektronik kartlarının programlanabilmesi ve PC ile beraber kullanılabilmesi için geliştirilmiş bir program
  • Visual Basic – QBasic dilinin gelişmiş versiyonu diyebiliriz.
  • Prolog – Yapay zeka üzerine yapılmış kullanışlı bir program.
  • Autocad14  Lisp – Autocad çizim programında çalışacak yardımcı programlar yapmaya yarayan dil.
  • 3dsmax2011 Script – 3dsmax çizim programında çalışacak yardımcı programlar yapmaya yarayan dil.
12.Bölüm

2000 yılında Autocad r14 programında çalışacak bir Lisp yazmıştım.Daha önceleri Basic dilinde basit programlar yazabiliyordum.

….devam edecek.

İlk yayın: https://pointpointblog.wordpress.com/2017/06/13/programcilik/