Tüm yazılar everything is in one place
Düşünce

Beyin depo mu, alıcı mı…

Merhaba Meraklı dostlar,

Bu yazımda hafızamızın nerede olduğu ile ilgili bir teorimden bahsetmek istiyorum.

Beynimizin sürekli değişim halinde olan bir alıcı verici (telsiz,radyo,tv vs..) ve devamında yorumlayıcı köprüsü olduğunu düşünüyorum.

Teorimin en can alıcı noktası; beyinimizi oluşturan trilyonlarca bağlantısının (snaps) düğüm noktalarındaki enteresan dokunuşlar.

sinaps

Blausen.com staff (2014). “Medical gallery of Blausen Medical 2014

Anlatılan literatüre bakıldığında bu bağlantı hiç de şaşırtıcı gelmemektedir. Beyinin işleyişinde olması gerekli oluşumlardan biri olarak değerlendirilip, neden böyle garip bir dokunuşun olduğuna ilişkin soru sorulmamaktadır…

Beyin konusunda sorulacak çok soru var ancak bu konu ilk sıralarda yer almıyor. Snapslar için son zamanlarda söylenen en yaygın teori anahtar görevi görmeleri, bir başka değişle trafik ışıkları gibi çalışmaları. Beynimizin bir bölümü çalışırken bazı bölümlerini bir süre de olsa durdurmak, yavaşlatmak. Bir nevi, işleri sıraya koymak diyebiliriz.

Snapsların, elektrik akımlarını karşı tarafa aktarırken oluşturdukları elektromanyetik dalgalar, beynin dışındaki bir dünyaya bağlanmanın yollarından biri olabilir. Hatta belki de beyinin farklı noktalarına arada bir bağlantı olmaksızın bağlanmasına da yarıyor olabilir. Bu davranış modeli, beynimizin elektromanyetik dalgalar sayesinde  hem alıcı hem de verici gibi çalışabileceğini hayal etmemi sağlıyor (telsiz vs.).

Bu kadar muazzam işleyişi olan bir organın gün geçtikçe artan veri içinde kendisini bir depo gibi tutmasını da pek düşünemiyorum. Yapılanmasını daha çok bu veriyi en verimli nasıl kullanacağına ilişkin devingen geliştirmesiyle yaptığını sanıyorum.

Elektroniğin ve globalleşmenin henüz görülmediği çağlarda dahi beynimizi depo olarak kullandığımızı düşünmüyorum. Hafızayı oluşturan verinin beynimizin dışında henüz bilemediğimiz bir ortamda kayıt edildiğini ve bu verilerin de sıralı değil çok boyutlu kayıt edildiğini düşünüyorum…

Beynimize tanım olarak,  bu veriyi yazan, okuyan ve sonrasında (muhtemelen aynı anda) yorumlamaya yardımcı olan bioelektromanyetik organ (mekanizma) diyorum. Bedenin hiçbir işleyiş mekanizmasına benzemeyen, dışarıdan ve içeriden bakarak ne yaptığını anlamamızın imkanı olmayan muazzam bir cihaz. Günümüzde bir çok görüntüleme ve ölçüm cihazıyla değişik verilere ulaşılmaktaysa da henüz bu verilerin ne yapıldığı hakkında ikna edici sonuçlara ulaşılamamıştır.

Beyin bilimci olmamama rağmen, bu konulardaki meraklarım sayesinde, Prof.Dr.Sinan Canan ve Prof.Dr.Sultan Tarlacı gibi dostları izleyip, dinleyip ve okuyup birşeyler öğrendiğimi söyleyebilirim. Yeterli mi. Tabii ki hayır. Ancak bu düşüncemin hiç te mantıksız bir tarafı görünmüyor. Sadece henüz ispat edecek verilere ulaşamadık diye düşünüyorum.

Talihsiz kazalar sonucu beyninin bir bölümünü kaybeden vakalar olduğunu biliyoruz. Kaza sonrası bazı kişilerde davranış, huy, kişilik değişikliği olurken bazı vakalarda da organlara yönelik aksaklık ya da hassasiyet artışları olmaktadır. Bunların bir kısmının alıcımızdaki hasar sonucu oluşan elektromanyetik iletişim sorunu, bir kısımının da doku  (madde) hasarları sebebiyle oluştuğunun düşünüyorum.

Beyin gibi çok hassas aralıklarda çalışan bioelektromanyetik bir organın henüz ölçemediğimiz hassasiyetteki bir değişimi (farklılığı), muhakkaktır ki farklı çalışmasına ve gerçeklik algısının hangi aralıklarda olduğunu sorgulamamıza sebep olmaktadır.

Standart beş duyumuzun çalışma hassasiyeti aralıkları ile beynimizin çalışma aralığı hassasiyetinin çok farklılık gösterdiğine inanıyorum. Beynimizi diğer reseptörlerimizden farklı görmemin sebebi, beynimizin reseptör olmasının yanında aynı zamanda yorumlayıcı olarak ta çalışabilmesidir.

Devam edecek …

 

İlk yayın: https://pointpointblog.wordpress.com/2018/05/08/beyin-depo-mu-alici-mi/

Yorumlar (1)

Yorumlar blogun ilk yayınından arşivlenmiştir; yeni yorum alınmıyor.

  1. Ezberci Zeka – everytıng ıs ın one place

    […] yerdeki sinirlerin bağlantı sayısı akıl alacak gibi değil. Her bir nöronun yaklaşık 1000 snaps bağlantısı olduğundan bahsedilyor. 100 milyar civarında da nöronumuz olduğunu düşünürsek […]