Tüm yazılar everything is in one place
Yazılım

Ezberci Zeka

Merhaba meraklı dostlar,

Processing ile yapmaya çalıştığım,” harfleri ve rakkamları renklerle gösteren” bir programdan bahsedeceğim…

Başlık resmine bakıp, yapay zeka ile ilgili bir içerik olacağını sanmayın. 🙂 Yapay değil ama “ezberci zekanın” nasıl işlediğini anlamaya çalışacağım bir yazı olacak. Niyetim bu kadar uzun yazmak değildi ancak konu başka konulara da değinmeden geçilebilecek bir konu olmaktan çıktı…

Programın amacı, önce yazım editörünün üst bölümünde yer alan hangi harfin, rakkamın hangi renge karşılık geldiğini gösteren veriyi öğrenmek (ezberlemek) sonra buna göre sonuca ulaşmak. Burada öğrenme dediğimiz o süreci ezberle aynı kefeye koyuyorum. Okul hayatımda hemen hemen her dersin başarısı bu yönteme dayanıyordu. Ders kitaplarındaki haritaları, tarihleri, isimleri v.s.aynıyla sınavlarda tekrar etmek başarının anahtarıydı. Hatta formülleri bile ezberlemezsek başarı gelmiyordu. Sistem böyle. Şimdi aynı öğrenme ve sınav yöntemini internete uygulasak sanırım internet insanlığın en üst seviye zekasına sahip varlığı olurdu. Bu ne kadar doğru. Bence bu sistemde oldukça doğru. Peki gerçekler…

Programın yazım editöründe yazdığım bir örnek

Mesela satranç oyunu yapay zekalımıdır ya da hava tahmini yapmak zeka işimidir. Bana göre hayır. Hatta işin içine makinaları da kattığımız zaman, günümüzde zekanın kendisi başlı başına yeni bir tanıma muhtaç kalmaktadır. İnsan zekasının tanımı ile makine zekasını aynı şartlarda değerlendirmek bazen doğru olsa da çoğunlukla doğru değildir. İnsan zekası insanlar arasında, makina zekası makinalar arasında karşılaştırılırsa sonuç daha verimli olacaktır.

Şimdilerde insan için 8 farklı zekadan bahsediliyor. Evet hepsi insan türü için, makinalar için değil. Ancak bu katogorileri makinalar için de yapmak mümkün. Sonuçta şimdilik insanla makinayı aynı kefeye koymak doğru olmayacaktır.

Bugünkü bilgilerimizle zekanın oluştuğu beyin dediğimiz yerdeki sinirlerin bağlantı sayısı akıl alacak gibi değil. Her bir nöronun yaklaşık 1000 snaps bağlantısı olduğundan bahsedilyor. 100 milyar civarında da nöronumuz olduğunu düşünürsek , muhteşem değil mi. Durum bununlada kalmıyor. Bağlantılar anlık olarak yenileniyor, hiç durmadan…

Konuyu yaptığım programla örneklemeye devam edersek, program iki farklı çalışmadan oluşuyor. Birincisi, yazım editörü. Diğeri ise okuma editörü. Yazım editörünün çalışma prensibini okullardaki ders çalışma sürecine benzetebiliriz. Oku, ezbere hazırlan … Diğeri, okuma editörü ise daha önceki editörde yazdıklarımı yaptığın ezber çerçevesinde ve önceden belirlenen yollarla düzenle. Hepsi bu… İşte size okul hayatım. Meğerse boşuna sıkılmışım boşuna uğraşmışım. Şu anda elimdeki telefonum veya bir bilgisayar sayesinde hiç ezberlemeden çok daha fazla şey biliyorum. Dakikalar içinde dünyanın bir ucuna gidip görebiliyorum. Birçok üst düzey formülü biliyorum. Elektrik neymiş, kimya neymiş, biyoloji neymiş hatta dünya tarihini biliyorum… Tabiki okul sistemini baz alırsam, hepsini biliyorum. Hem de ziyadesiyle biliyorum… Ah o öğretmenlerim beni şimdi görseydiler…

Programın okuma editörüne çağrılan görsele göre yapılan çözümleme

Program harfler ve rakkamlar olmak üzere toplam 42 farklı karakter girişini (a,b,c…1,2,3…) kontrol edip, ekranda çıkan editörün uygun koordinatlarında (önceden tanımlı) karakterleri ve renkli kutucukları gösteriyor. Bütün program akışını bu şekilde tariflemek mümkün. Yani süpriz olan hiç bir sonuç çıkmıyor. Aslında mantık olarak düşününce ekranda görmeden bile hangi hamleyi yaparsam sonucun ne olacağını tahmin ediyorsunuz. Hatta tahmin bile değil, kesin sonuç…

Buradan düşünme sistemimiz ve ezberci zekamız için genelleme yapmamız mümkün görünüyor. Hangi karaktere basarsam editördeki durum ne olur sonucuna ulaşmak için de eldeki veri miktarının ve buna göre değişen şeyin işlem süresi (buna bağlı olarak da enerji sarfiyatı da) olacaktır. Makina zekasını insan zekasından ayıran temel fark belirmeye başladı. Enerji ve süre verimliliği. Konumuz itibariyle enerji sarfiyatını ele almazsak, geriye süre-zaman kalıyor.

SÜRE … Evet süre yeterli olursa her ikisi için de sonuca ulaşmakta bir sorun yok. Ha insan düşünmüş (işlemiş) ha makina. Bir gün süre eşitlenirse ya da bizden çok daha iyi sürelerde çözümler olursa ne olur. Günümüzde çoğu özelleştirilmiş konuda makina öğrenmesi bizlerden çok daha iyi sonuçlar veriyor. Bu sonucu uzun zamandır bilim insanları öngörüyorlardı zaten.

Benim burada vurgulamaya çalıştığım şey, insan dediğimiz organik makinanın kendi farkını algılayıp, yaptığı makinalarla yarışmaktan vaz geçmesinin gerekliliği. Bizler lineer düşünmeyen bilinçli ya da bilinçsiz çok boyutlu düşünebilen varlıklarız. Yaptığımız makinaların ya da programların bizlerden çok daha iyi çalışıyor olması bizi onlara karşı güçsüz değil aksine çok daha güçlü kılacaktır. İnsanlık alet yapmaya başladığı günden bugüne ve yarına yine alet yapmaya devam edecektir. Bu yüzyıla kadar üretilen aletlerin, makinaların hemen hepsi kas gücümüze yardımcı aletler veya makinalarken artık beynimize düşünce sistemimize zekamıza (soyut dünyamıza) yardımcı aletler, makinalar ve algoritmalar da üretmeye başladık. Bundan çekinmeyip aksine bilinçli bir şekilde özümsemeye çalışmalıyız. Durumumuz sanayi devrimindeki makina insan ilişkisi durumundan pek farklı değil. Bunun bilincine varıp bir ucundan da bizlerin tutmasının vakti gelmiş ve geçmektedir…

Zeka , akıl, düşünme, felsefe gibi maddi olamayan bir dünyanın oluştuğu beynimizi anlama yolunda da atılan büyük bir adımın eşiğindeyiz. Durumu insanlık düzeyinde lehimize çevirip. Önce ahlak ve dürüstlük sonra eğitim ile istediğimiz seviyelere gelebileceğimizi ümit ediyorum…

devam edecek…

İlk yayın: https://pointpointblog.wordpress.com/2020/01/10/ezberci-zeka/